Suç ve Ceza’dan yansıyanlar
Tarihin akışına müdahale eden, gidişatı değiştiren ya da değiştirmeye çalışan insanlar; tarih
sayfalarına adlarından önce gelen kahraman, hain, asi, devrimci, önder, zalim gibi sıfatlarla anılır.
Sonraki nesiller bu kodlanmış bilgilere göre düşünür. Zamanla bu bilgiler kökleşir. Tabu haline gelen
bu bilgilerin sökülmesi ayrı bir devrim olur ya da ayaklanma, ihanet…
“Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni oysa şimdi içeri atacaklar” Tarih sayfalarındaki tüm
devrimcilerin göze almak zorunda olduğu bir risktir bu. Kahraman olmak ile ihanet etmek arasındaki
ince çizgi üzerindeki ‘sürü’ olmaktan sıyrılmış her ferdin alınyazısıdır. Bir davaya adanmış ya da sadece
‘sürü’ olmamaya adanmış veya ‘sürü’ olmaya alışmış yığınlarla mücadeleye adanmış her ruhun maruz
kalacağı bir ruh hali. ‘Olağan insan’ların rahatını bozmaya kalkan her ‘olağanüstü insan’ın başarılı
olamaması durumunda göreceği karşılık yine kendine yaraşır bir ‘çile’ devri olacaktır ki bu durumda
başarısızlık da izafi bir hal almaktadır.
Başarısız olanın hain olduğu bir dünyada sıfatlarla mahkûm ettiğimiz şahsiyetlerin gerçek hüviyetini
bilmek gerekmez mi? Yalnız hainler değil elbette, kahramanların da yeniden kahramanlıkları test
edilmeli. Bunları düşünürken; tarihi sıfatlarla ‘örtbas’ edenin bugüne nasıl baktığı akla geliyor.
Atalarını böyle gören ‘sürü’nün toplum fertlerini ‘sıfatlar’ının dışına çıkarmama çabası olağan
karşılanabilir. Öyle ki bu sürünün yanılabilirliğini açık bir şekilde gösteriyor. Bu noktada Raskolnikov
’un duruşu anlam kazanıyor.
Raskolnikov devrimci miydi, devrimci olmaya çalışan bayağı bir insan mıydı? Cevabı olmayan sorular
bunlar. Raskolnikov, hiçbir şeyin cevabı değil zaten. İlla bir şey denilecekse ‘soru’ denilebilir ona.
Sorularla önyargılara savaş açan, asi ya da asil ruhlu biri.
Kahraman neden kahraman, suçlu neden suçlu, suç neden suç…
Bugün devrimcileri yani ‘olağanüstü insan’ları katleden olmazsa asanların torunları, yarın atalarının
astığı bu kişilerin anıtını diker, önünde saygıyla eğilir. ‘Sürü’ olmak bu iken ‘sürü’ olmamak, sistematik
bir şekilde kuşatılıp bomba yağdırılarak işlenen cinayet ile bir tefeci kadının vahşice öldürülmesi
arasındaki ilişkiyi düşünmekle başlar. Zalim bir sistemin yıkılması ile hayvan derekesindeki bir toplum
ferdinin yok edilmesi arasındaki ilişkinin masaya yatırılması ancak, ferdin içindeki zalim sistemin
keşfine ortam hazırlar.
Raskolnikov felsefedir. Sorularla yol aldırır okuyucusuna. Deli ile akıllının iç içe olduğunu, herkesin bir
ölçüde deli, bir ölçüde cani olduğunu haykırır.
Bunlarla yol alabiliyorsa insan ‘sürü’ olmaktan sıyrılabilir.
*Bu yazı 2015 yılında yazılmıştır.